TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin genel görüşmeleri, muhalefetin ekonomi politikalarına ve fon soruşturmalarına yönelik eleştirileriyle başlatıldı.
AKP Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlık yaptığı komisyonda, 2027 yılı bütçesi ile birlikte 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları değerlendirildi. Muhalefet milletvekilleri, bütçenin vatandaşların geçim sorunlarına çözüm sunmadığını belirterek kaynak dağılımını, ekonomik programın sonuçlarını ve denetim mekanizmalarının işleyişini gündeme getirdi.
‘HER DÖNEM MAZERETİNİZ VAR’
YENİ Parti Grubu, komisyon toplantısında “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Fon Vurgununun Siyasi Sorumlusu” yazılı bir pankart açtı. Pankartta, fon soruşturmasıyla ilişkili olduğu iddia edilen Türkiye Varlık Fonu, Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanlığı ve bazı bakanlıklarla bağlantılı isimlerin yer aldığı belirtildi. YENİ Parti Grup Sözcüsü ve Antalya Milletvekili Cavit Arı, komisyonda sadece bütçe teklifinin ele alınmadığını, vergilerin nasıl toplandığı ve hangi önceliklere harcandığının da konuşulacağını ifade etti. Bütçenin halkın cebinden çıkan paranın hangi kamu hizmetine dönüştüğünü görmek açısından önemine dikkat çeken Arı, 2027 yılı bütçe teklifinde gelir bütçesinin 23 trilyon 408 milyar lira olarak öngörüldüğünü; bütçe açığının başlangıçta 3 trilyon 868 milyar lira ve faiz giderinin de yine 3 trilyon 975 milyar lira olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın bütçe sunumundaki “bütçenin temel dayanağının dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi olduğu” yönündeki ifadelerini hatırlatan Arı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dayanıklılık bütçesi dediğinizde her dönem için bir mazeretiniz var. Geçmişte Kovid dönemini mazeret olarak kullandınız; enflasyonun yükselmesi ve ekonominin kötü gidişatını bununla açıkladınız. Ukrayna-Rusya Savaşı aynı şekilde; deprem de benzer bir durum. Şimdi son sunumunuzda Ortadoğu’daki savaş sürecini de yeni bir mazeret olarak sundunuz. ‘Enflasyonun 7 puan artmasının sebebi bu savaştır’ diyorsunuz. Asıl söylemeniz gereken artık ülkeyi etkili yönetemediğinizdir; bu anlamda enflasyonu düşürecek hiçbir şey yapamadığınız ortada.”
‘12 SORU SORDUM, BİRİNE CEVAP VERMEDİNİZ’
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a siyasi sorumluluk alarak istifa etmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz’ın suçlamaları “iftira” olarak değerlendirmesi üzerine komisyonda karşılıklı bir tartışma yaşandı. Fon soruşturmaları nedeniyle Yılmaz’a yüklenen Usta, zamanında gerekli müdahalelerin yapılmadığını ve siyasi sorumluluğun yerine getirilmediğini kaydetti. Usta sözlerine şöyle devam etti:
“Pusulacılarla açılış yapıyorsunuz; tutuklular var. Emre Tezmen o gün söyledikleriniz için alkış tutuyor çünkü işine geliyor. O gün müdahale edilseydi mağduriyet 297 milyar lira olacaktı. Sizler bu durumu teşvik ettiniz. Derhal istifa etmeniz gerekiyor; kendinizin yüce divanda yargılanması için… 12 tane soru sordum ama birine bile yanıt vermediniz.”
Usta’nın istifa çağrısına yanıt veren Yılmaz ise “İftira atmanın vebali boynunuza olacak” dedi.
‘GELİRİ ARTAN EN ZENGİN YÜZDE 20’
Ekonomi yönetiminin büyüme rakamları üzerinden ortaya koyduğu tabloya itiraz eden Usta, gelir artışının toplumun tüm kesimlerine yansımadığını söyledi. “Geliri artan kesim en zengin yüzde 20” diyen Usta, çalışanların yüzde 42’sinin asgari ücret düzeyinde maaş aldığını ve asgari ücretin biraz üzerinde kazananların da benzer geçim sıkıntılarıyla karşılaştığını belirtti.
FON SORUŞTURMALARI İÇİN KOMİSYON ÇAĞRISI
CHP’li Rahmi Aşkın Türeli ise fon soruşturmalarının sermaye piyasaları açısından büyük bir krize işaret ettiğini belirterek Meclis araştırması talep etti. Türeli şunları söyledi: “Geliriz iktidarıyla muhalefetiyle bir komisyon kuralım. Sadece yasayla bu sorunu çözemezsiniz. Hepsi Meclis Araştırma Komisyonuna gelsin; görüşlerini ve ifadelerini alalım gerekirse bu süreç içerisinde.” Yaşananların kurumlardaki aşınmayı gözler önüne serdiğini savunan Türeli ayrıca şunları ekledi: “Bu kriz ve tüm bunlar aslında Türkiye’deki kurumların nasıl tasfiye edildiğini gösteriyor; bürokrasinin ne kadar çürüdüğünü ortaya koyuyor.” AKP iktidarları döneminde hazırlanan kalkınma planları ile orta vadeli programlara rağmen yapısal sorunların çözülemediğine dikkat çeken Türeli; yurtiçi tasarrufların yetersizliği, dış borç stokundaki artışlar ile düşük ücretler konularına değindi.
‘HUKUK OLMADAN EKONOMİ DAYANIKLI OLMAZ’
Yeni Yol Adana Milletvekili Sadullah Kısacık ise ekonomik dayanıklılığın temeline kurumların itibarı, demokrasi, adalet ve hukukun yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Rezervlerin ve ekonomik tabloların yeterli olmayacağının altını çizen Kısacık şunları söyledi: “Adalet ve hukuku tesis etmediğiniz sürece uluslararası toplumun veya kendi milletinizin kurumlarınıza güvenini artırmanız mümkün değildir; dolayısıyla hiçbir ekonomi dayanıklı olamaz.” Kısacık ayrıca bu nedenle 2027 bütçesinin “en dayanıksız günlerine” doğru gittiğini belirtti.