Küresel petrol ticaretinin merkezinde yer alan Orta Doğu’da jeopolitik dengeler değişiyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), stratejik ve ekonomik hedefleri doğrultusunda OPEC ve Rusya’nın liderliğindeki OPEC+ grubundan ayrılma kararı aldı. Bu karar, bölgedeki savaşların ve Hürmüz Boğazı’nın enerji arzını önemli ölçüde kısıtladığı bir dönemde alındı. Resmi açıklamada, söz konusu ayrılığın BAE’nin enerji sektöründeki “evolüsyonun” bir parçası olduğu belirtildi.
BAE’nin ayrılık kararının ana hedefleri şu şekilde sıralandı:
– **Stratejik Esneklik:** Piyasa dinamiklerine hızlı ve bağımsız bir şekilde yanıt verebilme yeteneğinin artırılması.
– **Üretim Kapasitesi:** BAE’nin uzun vadeli hedefi olan günlük 5 milyon varillik üretim kapasitesine ulaşmak ve bu kapasiteyi kota kısıtlamaları olmadan kullanma isteği.
– **Sorumlu Katkı:** BAE’nin pazar istikrarına “düşünceli ve sorumlu bir şekilde” katkıda bulunmaya devam edeceği, ancak bunu OPEC çatısı altında gerçekleştirmeyeceği vurgulandı.
2026 yılında Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapalı olduğu bir ortamda, BAE’nin boğazı bypass eden Füceyre boru hattı ve terminali, ülkeye stratejik bir ihracat avantajı sunuyor. Brent petrol fiyatlarının 100-110 dolar arasında seyrettiği ve arz sıkıntısının yaşandığı bu dönemde, BAE, üretim kotalarının yatırım iştahını azalttığı gerekçesiyle OPEC içinde huzursuzluk yaşamaktaydı.
BAE’nin OPEC üyeliğinden ayrılması, örgüt için “büyük bir kayıp” olarak değerlendiriliyor. Ülke, Suudi Arabistan ve Irak’tan sonra OPEC’in en büyük üçüncü petrol üreticisi konumundaydı. Abu Dabi’nin ayrılığı, yalnızca fiziksel arz kontrolü açısından değil; aynı zamanda Körfez ülkeleri arasındaki diplomatik birliği ve OPEC’in küresel fiyat belirleme gücünü de ciddi şekilde zayıflatıyor.