Günümüzdeki koşullar son derece kritik bir dönemden geçtiğimizin göstergesi. Bu ifade, her yerde duyabileceğimiz bir cümle haline geldi. Ancak benim için bu cümle, son zamanlarda yaşanan olaylarla birlikte daha anlam kazanıyor. Gerçekten de durum böyle. Geçtiğimiz Ekim ayında Sayın Bahçeli’nin gerçekleştirdiği bir konuşmada,
PKK’ya, kendisini feshetme ve terörü sona erdirme çağrısında bulunduğu süreçten bahsediyorum.
Konuşmanın çarpıcı yanı, örgütün lideri ve DEM Parti’nin adından bahsetmesiydi. En dikkat çekici nokta ise, Dr. Bahçeli’nin İmralı cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’a, TBMM’de bir konuşma yapma izni verme ve “umut hakkı”ndan bahsetmesiydi. Bu ifadelerin,
Türk milliyetçiliğini en üst seviyede temsil eden bir partinin liderinden çıkması gerçekten şaşırtıcıydı.
DEM Parti, bu açıklamalara olumlu bir yanıt vererek süreci benimsedi. Ardından, oldukça gizli yürütülen ve kapsamı hakkında sınırlı bilgi sızan pek çok toplantı gerçekleştirildi.
Sırrı Süreyya Önder’in beklenmedik vefatı, sürece duygusal bir boyut kazandırdı.
Nihayet, Abdullah Öcalan, PKK’yı kendisini feshetmeye ve silahsızlanmaya davet eden bir metin kaleme aldı. Kandil de bu talebe uyarak bir kongre düzenledi ve Öcalan’ın istediği yönde, silahlı mücadelesini sonlandırdığını duyurdu.