Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kampanya danışmanı Necati Özkan, Silivri Cezaevi’nde gazetemizin sorularını yanıtlayarak İBB Davası’na ilişkin önemli gözlemlerde bulundu. Özkan, iki aydan fazla süredir devam eden davada, İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının bulunduğu Silivri 9 No’lu Cezaevi’nden yalnızca bir kişinin tahliye edilmesinin manidar olduğunu vurguladı.
Bu hafta görülen “casusluk davası” hakkında tutukluluğun devam etmesine ilişkin kararlar hakkında konuşan Özkan, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutukluluğun devamına dair kararının ardında siyasi amaçlar güden bir davanın yattığını belirtti. Özkan, “Casusluk iddialarını açıklığa kavuşturmak gibi bir çaba yok. Bu, tamamen siyasi bir kurgunun parçasıdır. Olmayan delillere dayanarak, işlenmediğimiz bir suçtan ötürü savunma yapıyoruz” dedi.
Özkan, hukuk tarihinin karanlık dönemlerine atıfta bulunarak, suçun peşinen ilan edilip delil bulmaya çalışıldığı durumların geçmişte de yaşandığını hatırlattı. Yargının, gerçek delillerin gölgesinde kalıp “olağan şüphelileri” cezalandırmaya yönelik bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, mahkemenin ara kararıyla birlikte iddianamenin delillerinin zayıf olduğunu kabul etmiş olduğunu ifade etti.
İBB Davası’nın iddianamesinin, çöken pek çok eylemi barındırdığını belirten Özkan, Cebeci Maden Sahası ile ilgili iddiaların da boş olduğunu dile getirdi. “Casusluk davası, İBB Davası kadar gerçek dışı ve absürt bir dava. Kısa bir iş ilişkisini casusluk olarak nitelendirmek, devlet ciddiyetine ve milli güvenliğe zarar verir” diyen Özkan, davanın kurmaca senaryolarla dolu olduğunu savundu.
Davanın seyrini değerlendiren Özkan, 400 günü aşan tutukluluk süreci sonunda mahkeme karşısına çıkmanın haksız ve hukuksuz bir tutuklamanın sonucunu gösterdiğini belirtti. “Böylesine boş bir davada tutuklandığınızda, ‘bir yanlışlık var’ düşüncesi aklınıza geliyor. Ancak yargı mercilerine başvurduğunuzda sesinizin duyulmadığını görmek, adalet umudunuzu yok ediyor” dedi. Özkan, devlete ve yargı sistemine karşı duyduğu hayal kırıklığını da ifade ederek, bazı kişilerin masum insanlara zarar verebilecek konumda olduğunu hissettiğini belirtti.